TALSAYAK

Edebiyat ve Eğitim Seçkisi

Şiirde Yapı Hakkında

Posted by talsayak 17 Ekim 2006

Her metin gibi şiirlerin de yapısı vardır. Şiirdeki yapı, ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimlerin bir tema etrafında birleşmesiyle oluşur. Birimler bir düzen içinde birleşirler.
Şiirdeki birimleri birleştiren kuralları metinden hareketle belirlemek, sonra da bu kuralların uygulandığı şiiri yapı yönünden incelemek gerekir. Bu durum, şiiri içerik ve biçim olarak ele almanın getirdiği karışıklığı da önler. Metinler içerik ve biçim olarak ayrılmamalıdır, çünkü şiirdeki içerik o biçimle ifadesini bulmuştur. Bütün metinler gibi her şiir de kendi yapısıyla vardır.
Şiiri meydana getiren birimler de yalnız başına biçime ve içeriğe indirgenemez. Çünkü ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimler, şiirde bir düzene bağlı olarak bir araya gelirler. Türk şiir tarihinde bu birimlere; dize, beyit, dörtlük, kıt?a, bent adları verilmektedir. Serbest nazımla yazılmış şiirlerde de, şiiri meydana getiren birimlere şiir cümlesi, metin parçası denilmektedir.
Şiirleri meydana getiren birimlerin oluşumu ve metinlerde bir araya gelişlerini düzenleyen kurallar ana hatlarıyla dönemlere ve şiir geleneklerine göre değişmektedir.

ÇEŞİTLİ DÖNEMLERE VE ŞİİR GELENEKLERİNE METİNLERİ
YAPILARINA GÖRE KARŞILAŞTIRMALI İNCELEME

Halk şiirini; aşağıda olduğu gibi sırasıyla;
Ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimleri ayırmak,
İmgelerin kuruluşunda dilin kullanımında karşılaşılan özellikleri incelemek,
Birimlerin; ses özelliklerini, anlam değerlerini ve işledikleri temayı bulmak,
Ritmin kaynağı durumundaki ölçüyü bulmak,
Birimleri birleştiren ses benzerliklerini bulmak,
Bu özellikleri taşıyan şiirlerin ortak adını bulmak
şeklinde incelemek şiirde yapıyı bulmak açısından kolaylık sağlayacaktır.

Klâsik ya da Divan Şiiri Geleneği

Divan şiiri geleneği, usta şairlerin eserleriyle bir şiir dilini en üst seviyeye çıkarmıştır. Anlam ve ses bakımından dili çağrışımlarla zenginleştirmiştir. Ayrıca, şiire özgü imgeler farklı şairler tarafından, farklı zamanlarda kullanıla kullanıla son derece incelmiş ve güzelleşmiştir. Bu durum dilin imkânlarını şiirde son sınırına kadar götürüldüğünün ifadesidir.
Divan şiiri geleneğinde, işlenmiş, güzelleşmiş, kristalize olmuş imgelere ?mazmun?adı verilir. Yeni gelen şair bu mazmunlardan hareketle şiir oluşturacaktır. Doyum noktasına ulaşan şiir dili, doğal dille birleşmeye yönelir. Bu durum şiir geleneğinin dilde kendi imkânlarını bitirmesi olarak yorumlanabilir.
Günümüzde günlük konuşmada divan şiiri geleneği ile kazanılmış söz kalıpları kullanılmaktadır. Bu söz kalıplarıyla oluşturulmuş hayaller yeni söyleyişlerle, kültür ve zevk dünyamızı zenginleştirmektedir. Ayrıca birçok söyleyiş biçimin de varlığını sürdürmektedir.
Günümüz konuşma diline çok uzak gibi görünen divan şiirinin cümle yapısı da cümleyi meydana getiren söz gruplarının büyük bir kısmı bugün de kullanılmaktadır.

Bezm-ı saf aya sagâr-ı sahba gelir gider
Bu dünyaya zengin fakir gelir gider

Gamınla ülfetimiz var kazancı neyleyim
Onunla yakınlığımız var kazancı neyleyim

Yâ Rab hemişe lütfunu kıl rehnüma mana

(Allah’ım her zaman beni bağışla, kılavuzum ol benim. Allah’ım her zaman beni esirge doğru yola sevk
Et beni.)
Yakandaki örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu söyleyiş benzerliği aynı söyleyiş ve geleneğin devam ettiğini göstermektedir.. İşlenen söz kalıpları çoğu zaman dilin geleneğinde vardır. Mermerde saklı olan heykeli, heykeltraşın çıkarması gibi, dilde saklı olan şiiri de şair kendi dönemine göre işler ve seslendirir.
Şimdi, divan şiiri geleneğinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
Ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimler arasında organik bir bütünlük yoktur.
Her birim kendi arasında bir bütündür.
Çeşitli formlardaki şiirler kendi geleneğini oluşturmuştur. Bu şiirlerin yapısı birbirine benzemektedir.
Beyitlerin sayısı, kafiye düzenleri beyitlere verilen adlar benzerdir.
Şiirdeki söyleyişi, dil-ritim uyuşması, imge dünyasında oluşan zevk benzerdir.
Mazmunlar ortaktır.

Cumhuriyet döneminde yazılmış olan serbest şiirlerin özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Tanzimat?tan 1920?li yıllara kadar Türkçe yeni şiir söyleyişini arar.
Yeni şiir ancak 1920?lerden sonra ses, söyleyiş, tema ve duyarlılık bütünlüğüne varır.
Bazı şiir anlayışları (Garip şiir akımı gibi) söz sanatlarına, imgeye pek yer vermemiştir.
Doğal dilin imkânlarından daha çok yararlanılmıştır.
Genellikle ölçü kullanılmamıştır,
Önceden belirlenmiş kafiye ve dize düzeni yoktur.
Konuşma dilinin doğal söyleyişi kullanılmıştır.
Bazı şiir anlayışlarının ise imgeye ve çağrışıma ağırlık verdiği görülür. Örneğin İkinci Yeni şiir akımı gibi?

Bir Yanıt to “Şiirde Yapı Hakkında”

  1. Anonymous said

    çok güzel olmuş ellerinize sağlık… bende bir şairim şiir yazmanın ne demek olduğunu iyi biliyorum ayrıca şiiri sadece yazmak değil hayatla bütünleştirmek olduğunuda… saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: